ARŞİV SAYI 154

Uzay gemilerini andıran binalar, devasa mobilyalar, fütüristik objeler... Mimarlık ve tasarım kabileleri, geleceği sosyoloji ve psikoloji gibi konulardan sıyırarak, geçiş iznini sadece ‘hayal gücüne’ veriyor. Biz de, geleceğimizi şekillendirecek dört önemli yaratıcılık duayenini mercek altına aldık.

Zaha Hadid Amanda Levete Frank Gehry Ron Arad

Kibrit kutusu şeklindeki evlerin, klişe dikdörtgen masaların ve hiçbir ilginç tarafı olmayan kanepelerin demode olacağı ve müzeye kaldırılacağı günler gelecek mi acaba? İleride, fasulye şeklindeki, uzay mekiğine benzeyen ya da mikroskoptaki hücreleri andıran koltuklarda oturabilecek miyiz? Bu formlardaki mobilya tasarımları günümüzde bile mevcut olduğunu hesaba katacak olursak, az önceki tahminlerin çok da gerçek dışı kalmadığını anlayabiliriz aslında. Gelişmiş bilgisayar teknolojileri, tasarımcılara daha önce hayal bile edemedikleri yepyeni formlara ulaşmalarını sağlayacak imkânlar sunarken, günümüzde, kırık seramik parçalarını andıran formlar ya da devasa, kübik tasarımlara gözümüz yavaş yavaş alışıyor. Hatta ultra-esnek bir malzeme olan Corian’dan yapılmış ve hiçbir ek yeri olmadan kalıba dökülmüş oturma ünitelerini düşünecek olursak, ‘gelecek’ bir hayli ilginç olacak.

Yükselen tekno-estetik trendinin arkasındaki bu tip fikirler, fütüristik tasarımın hayata geçme tarihini öne çekmekte. Zaha Hadid’den Amanda Levete’ye kadar bütün deneysel mimar ve tasarımcılar, 90’ların modernizminin ve 80’lerin postmodernizminin geri dönüşüm hareketine şiddetle karşı geliyor. Levete, teknolojinin kendisi gibi düşünen tasarımcıları eski “form işlevin peşinden gelir” kuralından kurtardığını söylüyor ve devam ediyor: “Binalarda, duvarlar ve tavanlar arasındaki çizgiler kayboluyor; tasarımlarda, dik açılı düzlemler birleşiyor.” İşin kötü tarafı, bu teknolojiler, aşırı miktarda sıra dışı tasarımların ortaya çıkmasına neden olabilir mi acaba? İngiliz tasarımcı Tom Dixon, “Birçok tasarım, iyi olduğu için değil, yapılması mümkün olduğu için üretilecek” diye uyarıyor. Amanda Levete ise bu fikre katılarak diyor ki: “Bilgisayar tasarımları, arkalarında güçlü bir fikir olmadığı sürece hiçbir işe yaramazlar.” Endüstriyel tasarımcılar, bu gibi ilginç formların binaları şaşırtıcı göstereceğini ama yaşama alanları boyutuna indirgenince (yani kullanıcıya sunulurken) deforme olarak korkutucu bir hal almasından çekiniyor. London Design Museum’un direktörü Deyan Sudjic, “Mimari ve tasarım aynı şeyler değil. Mimarlar koltuk yapmaya çalıştıklarında, hata yapabiliyorlar” diyor.

Bilgisayarların etkileyici hünerleri bir kenara koyarsak, bu tasarımlar gerçekten çekici mi? Ya da ergonomik mi? Bunu bilemeyiz ama doğa ve teknolojinin bu baş döndürücü füzyonu izlemesi çok heyecan veren bir trend. Amanda Levete gibi yeni formların hayranları için bu, geleceğin estetiğini ifade ediyor: “Mimaride değişimler yaşanmaya başladı bile. Konservatiflik, her şeyin geride kalmasına neden olan tek etkendir.” O halde şu ‘gelecek’ olana bir bakalım, ne dersiniz?

 

Mimari alanda büyük prestije sahip Pritzker Ödülü’nü kazanan ilk kadın mimar olan Zaha Hadid, kıvrımlı, seksi ve şok edicicilik konusundaki yeteneklerini şimdi de mobilya tasarımları üzerine doğrultuyor.

Irak doğumlu, İngiltere’de yaşayan Zaha Hadid’in tasarladığı binaların bir zamanlar fazla sıra dışı olduğu düşünülüyordu. Şimdilerde ise dünya çapındaki mimari projelere imza atıyor ve tasarladığı mobilyalar iç mekân tasarımında önemli bir yer tutuyor. Hadid bu yıl, B&B Italia için tasarladığı hilal biçimli Moon System kanepesi, Sawaya&Moroni için tasarladığı gümüş kaplı ve akrilik kaseleri ve Established&Sons için tasarladığı yap-boz şeklindeki Nekton tabureleri ile tasarım alanında da bir dev olduğunu ispat ediyor .

Peki Hadid’i süperstar yapan faktör ne olabilir? Çok basit: Binaları gibi mobilyaları da fütürizmin yeni şekline somut örnekler oluşturmakta. Dik açılı düzlemlere hareket kazandırarak, kırık parçaları andıran formlarla kıvrımları birleştiriyor (Kariyenin başlangıcında Rusya’daki süprematist sanatından etkilenmiş).

Zaha Hadid kendi stilini, “en üst seviyedeki teknolojilerden güç alan” ve “karmaşık kıvrımlı hatlara vurgu yapan bir tasarım dili” olarak tanımlıyor. Uzay çağını andıran, Dupont Corian için tasarladığı Z.Island mutfak da onun uzayın keşfi konusundaki ısrarını kolayca özetliyor zaten.

Diğer yandan mimarın Londra’daki 2012 Olympic Aquatic Centre için tasarladığı binalar, uzaya uçuşan zigzaklı siluetler ya da vatoz balığının denizde süzülmesi gibi yerçekimine karşı geliyorlar adeta. Hadid, “Yaptıklarım, organik tasarım paradigmamı ve mimari dilimi yansıtıyor” diyor.

Tel Aviv doğumlu, Londra’da yaşayan tasarım yıldızı Ron Arad, yıldızını son teknolojilerin tarafında yer alarak parlattı.

Ron Arad, stüdyosundaki büyük DVD ekranında, The Galeries Mourmans için tasarladığı yuvarlak hatlı, paslanmaz çelik Bodyguards koltuklarının bilgisayar animasyon sunumunu gururla yapıyor. Kıvrımlı heykelleri andıran bu tasarımın lansmanı ise geçtiğimiz bahar, Dolce&Gabbana’nın Milano’daki partisinde yapılmış. Tasarımcı, “Bilgisayar yardımıyla yapılan tasarımın formüllere bağlı olması gerekmez. Bu, nasıl kullanıldığına bağlıdır” diyor ve devam ediyor: “Bu elektronik orgları ya da kameraları kullanmak gibi bir şey, herkes onları değişik şekillerde kullanabilir ve teknoloji düzenli bir flekilde evrim geçirir.”

Ron’un, bilim-kurgu formları –Yohji Yamamoto’nun Tokyo’daki gösterişli, yüksek teknoloji kullanılan mağazasında görüldüğü gibi– o kadar radikal ki, ya seviyor ya da nefret ediyorsunuz. O ise, “Ben sadece, daha önceden var olmamış işler yaratmak istiyorum” diyor. Çalışmalarında, kesişen dalgalar gibi kendini tekrar eden motifler olduğunu itiraf ederken, “Dalgalardan hiçbir zaman korkmadım” diyerek favori formu hakkında ipucu veriyor.

İngiliz mimar ve tasarımcının yaratıcı ve geniş vizyonu geleceği şık bir biçimde şekillendiriyor.

Future Systems’ın, başarıları takdir edilen İngiliz mimarlarından Amanda Levete, fütüristik tasarımın yeni dalgasına öncülük ediyor; bilim kurguvari organik formlarla, 60’ların Pop akımının birleşiminden oluşan (hatta fasulyeden deniz kabuğu şekillerine uzanan) şaşırtıcı koleksiyonlar hazırlıyor. Onun UFO’ya benzeyen Lords Media Center binası ve tek parça gümüş kabarcık şeklindeki Birmingham’s Selfridge binası unutulmazlar arasında. Stili, ekstrem çizgiler, cesur strüktürler ve cüretkâr bir mimari.

Bu şok edici fikirler ve ileri teknolojide malzemeler mobilyalara dönüşebiliyor mu dersiniz? Levete’nın Established&Sons için tasarladığı yeni oturma üniteleri ve masaları, bu sorunun cevabını veriyor doğrusu. Lansmanı Nisan ayında yapılan ve  denizdeki dalgaları andıran Drift-In/Drift-Out bank , Future Sytems markası ile, Levete’nin maceraperest mimarisinin yankılandığını anlatıyor. Ve bu tasarım çizgisi, bildiklerimize hiç benzemiyor.

Helezonik metal estetiğiyle dünyayı sarsan Toronto doğumlu mimar, mobilyaya radikal bir şekilde fütüristik bir döngü veriyor.

Los Angeles’ta yaşayan Frank Gehry’nin bir arkadaşı, ona, Santa Monica evindeki cesareti bütün tasarımlarında göstermesini önerince, mimarın gözünde adeta ilahi bir görüntü belirmiş: Rastgele eğilmiş yüzeylerin, kıvrılmış metallerle kaplanması. O günden beri estetik anlayışı yüksek ölçüde kıvrımlı, kullanılan materyallerle klasik mimarinin aklını karıştıran, çarpıcı şekiller ve dalga efektleri kullanan tasarımcının tüm işleri birer devrim niteliğinde (İspanya’da Elciego’daki Hotel Marqués de Riscal buna iyi bir örnek).

Frank Gehry, bilgisayara başvurmadan önce tasarımlarını şaşırtıcı bir şekilde kendi eliyle çiziyor. “Bunun sebebi, küçükken büyükannemle beraber artık ahşaplardan inşa ettiğim küçük şehirlere kadar gidiyor” diye açıklıyor mimar. Kutunun dışında düşünebildiği ve riskleri göze alabildiği için kendisiyle gurur duyuyor; bu yüzden binalarının ön yüzlerine ve mobilyalarına rüzgârla şişirilmiş görüntüsü verebiliyor (Şekilsiz gümüş reçineden Heller için tasarladığı Frank Gehry Furniture Collection’ı düşünelim). “Mimari ifade içinde kurallar vardır. Ama bu umrunuzda bile olmasın!” diyor mimar. Bu isyankâr tavırlı dahinin yaptığı binalar, onun urban farkını ortaya koyan kimlik kartları gibi. Tasarladığı mobilyalar da ona literatürde ciddi anlamda ün ve takdir kazandırmış durumda ve bu işlerle birazcık ilgilenen herkes Frank Gehry adını ezbere biliyor bugün.

/ SAHİBİ M. İBRAHİM AYBAR / GENEL YAYIN YÖNETMENİ ATİLLA AKCEN / SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ EREN TUNCAY /
/ EDİTORYAL KOORDİNASYON ASLI ULUŞAHİN-ZEBRA DESİGN FACTORY / YAYIN DANIŞMANI DOĞAN ŞENER /
/ TASARIM ZEBRA DESIGN FACTORY
/ KATKIDA BULUNANLAR / ÇAĞIN ÖZMEN / YELDA BALER / İRFAN YILDIZ / SEVGİ CAN / ASLI ULUŞAHİN FOTOĞRAFLAR / MEHTAP KIZILIRMAK
/ YÖNETİM YERİ-YAYIMCI / RENAULT MAİS A.Ş. CASPER PLAZA NO. 49 34770 ÇAKMAK-ÜMRANİYE/İSTANBUL TEL : 0216.645.66.66 FAKS : 0216.645.68.86
/ PERFORMANSMAGAZİN@RENAULT.COM.TR
/ WWW.RENAULT.COM.TR

ALO RENAULT ÇAĞRI MERKEZİ 0212 444 66 22 NUMARALI TELEFONDAN HAFTA İÇİ 08:00 - 18:00 HAFTA SONU 10:00 - 18:00 SAATLERİ ARASINDA HİZMET VERMEKTEDİR.